Bayburt Portalı

Kaht-ı Rical

Önder Eryılmaz

Önder Eryılmaz

Kaht-ı rical, adam kıtlığı demektir. Sultan 2. Abdülhamid Han döneminden beri devlet yönetimini emanet edecek ehil kimselerin bulunmayışı kaht-ı rical olarak tabir edilmiştir. Elbette devlet makamı boşluk kabul etmez ancak bazen bütün hünerli idareciler aynı dönemde yaşayıp rekabete girerken bazen de ehil kimse bulunmadığından seviyeyi en aşağıya düşürecek olmadık kişiler sahne alır ki buna yapacak hiçbir şey yoktur.
İyi bir devlet adamının nasıl olması gerektiğine dair Platon’dan Gazali’ye kadar bir çok âlim kıymetli öğütler vermiştir bizlere.
Biz evvela yaşadığımız şehirde güzel örnek olarak gösterebileceğimiz devlet yöneticilerini hatırlayalım. Bayburt’u Erzurum Kongresi’nde temsil eden iki kıymetli delegemizden bahsediyorum.
Birinci delegemiz Zahid Efendi’dir. Zahid Pekindağ, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki ilk Bayburt Belediye başkanımızdır.(1920-1922) Sakin karakterli, ufku geniş, hayırlı birisi olarak vasf edilir. Bayburt halkı Zahid Efendi’yi çok sevmiş, milletvekilliği teklif edilmiştir. Bakın Zahid Efendi ne buyurmuş “Biz o ulvi hizmetlerimizi ileride bir makam elde edeceğiz diye yapmadık. Vatan için hizmet karşılıksızdır.” Milletvekilliğini kabul etmemiş ve ticaret ile uğraşmayı tercih etmiştir. Kendisinden sonra diğer delegemiz olan Alemdarzade Mehmet Tevfik Çoruh Beğ belediye başkanlığı görevine gelmiş ve vefat ettiği 1941 senesine kadar bu makamda kalmıştır. Tevfik Beğ’in de Bayburt’a çok kıymetli hizmetleri dokunmuştu. Bir gün Bayburt Belediyesi’nde çalışan bir memurun görevini suistimal ettiği ve belediyenin parasıyla evine et aldığı söylentileri yayılır. Tevfik Çoruh’un bu yolsuzluk ithamları çok ağırına gider. Benim zamanımda nasıl olur da belediyede yolsuzluk yapılır diyerek onuruna yediremez ve siyanür içerek intihar eder. Vefatından sonra söz konusu memurun suçsuz olduğu ve iddiaların asılsız olduğu anlaşılır. Sebebi ne olursa olsun intiharı doğru bulmuyorum ancak işçisinin hatasından kendisini mesul tutacak faziletli insanlar kaldı mı bu dünyada?
İmam-ı Gazali insanlığa yapılan en güzel iyiliğin bir lider seçmek olduğunu söyler. İyi bir lidere sahip olmak bir şehrin, bir ülkenin yarınlarını kurtarmak demektir. Ancak öncelikle bir yöneticide hangi vasıflar bulunması gerektiğinin ayırdını yapmalıyız. Bülbülün neye benzediğini tarif edemezseniz kargalar ben de bülbülüm benim de sesim güzel diye iddiada bulunur.Gül bahçesini kargaların yağmalamasından kurtaramazsınız hâliyle. Bu konuda ayet ve hadisleri evvela rehber edinip ecdadımızın bize miras bıraktığı ilmi eserler referans alınmalıdır.
Adalet, hakkaniyet, merhamet, liyakat, halis niyetli olmak konusunda bam telimize dokunacak birbirinden değerli öğütlerden hissedar olmalıyız her birimiz. Ve bu öğütleri dinlemeyenlerin başlarına neler geldiğine dair ibretlik olayları müşahede etmeliyiz.
Bayburt’u yöneten veya yönetici adayı olanlara da bazı tavsiyelerde bulunmak isterim. Şu ana kadar gözlemlediğim husus özellikle istihdam kaynaklarının idarecilerin tekelinde tutulduğu, liyakate dayalı olmadığı ve şeffaf olmadığı gerçeğidir.Temizlik işçiliği için dahi insanların siyasilere mahkum edilmesi ucuz bir yöneticilik anlayışıdır. Yöneticiler tek tek bireyleri değil toplumun genelini düşünüp hakkını gözetmeli, proje üretip kalıcı eserler bırakmalılar. Eğer kalıcı bir eser bırakılır ve ahali kimseye mihnet etmeden sıkıntılarını giderirse ne âlâ. Varlığını bilmediğiniz yetimler, garipler gıyabınızda hayır dua eder ve sizi bu samimi dualar ayakta tutar. Aksi hâlde tırmanmak isteyenler tahta bir merdiven gibi sürekli çiğnerler sizi. Canınız yanar sonunda.Size düşen vazife Ahmet’i, Mehmet’i size hürmeti karşısında ödüllendirmek değil şehir halkını bütün olarak gözetmek, sorunlara bütün olarak bakmak ve çözüm üretmektir. Siz bu şehirdeki binlerce kişiye istihdam kaynağı oluşturmakla mükellefsiniz. Bu kişilerin kimler olacağını tespit etmek sizin haddinize düşmez. Ortaya bir eser bıraktıktan sonra bunun yeterli olmayacağını düşünerek daha fazla nasıl bu şehre katkı sağlayabilirim diye yeni projelerle meşgul olmalısınız.
Şimdi size Osmanlı tarihinden bir örnek sunmak istiyorum. Sultan 1. Mahmut Osmanlı tarihinin gizli kahramanıdır bana göre. Saltanatı 24 yıl sürmüş ve bu süre içerisinde siyasi başarıların yanı sıra kültürel ve mimari açıdan oldukça faydalı işler yapılmıştır. Sultan 1. Mahmut’un bu kadar başarılı olmasının sırrı liyakate ehemmiyet göstermesi olsa gerek. Kendisi tahta çıktığında hamam tellağı olan asi Patrona Halil ve manav Muslu Beşe gibi çapulcu takımı devleti ele geçirmişti. Devlet yönetimine alakasız kişileri yerleştirmişlerdi. Patrona Halil kendisine iyilik yapan bir kasabı Boğdan Voyvodalığı’na atamıştı. Sultan Mahmut böyle karışık bir dönemde devleti bu çapulcuların elinden kurtarmış ve emaneti ehline teslim ederek başarıya ulaşmıştır. Saraya alınan tuzu dahi takip ederek israfın önüne geçmiş ve birisine bir görev verdikten sonra yerine getirilmiş midir diye takip etmiştir.
Kendisinden sonra gelenler ise çözüm üretmek yerine “Yıkılupdur bu cihan sanma ki bizde düzele” diyerek düzenin bozukluğunu kabullenmekle yetinmişlerdir. İşte 1. Mahmut liyakate ehemmiyet verilirse işlerin nasıl düzeleceğini bize göstermiştir.
Zemahşeri’den bir alıntı yaparak sözümüz hitama ersin:

“Anne ve babanı mezar çürütmüş. Çoluk çocuğunun da aynı akıbete uğrayacağı muhakkaktır. Öyle ise bu geçici gölgeye, bu menfaatsiz menzile gösterdiğin hırs ve tamah neye dayanıyor?”

Yararlanılan bazı kaynaklar:
Erzurum Kongresi’ne Katılan Delegeler /Yücel Çil
Yöneticilere Altın Öğütler / İmam Gazali
Bostan-Gülistan-Altın Küpeler / Şeyh Sadi-Zemahşeri
Osmanlı tarihi / Alphonso de La Martine

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Kaht-ı Rical - 29 Kasım 2018
Fatih’le Hasbihal - 19 Kasım 2018
Kurdal Baba - 5 Kasım 2018
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ