Bayburt Portalı

Keloğlan, Şaşkın Yazarlar Ülkesinde

Önder Eryılmaz

Önder Eryılmaz

Bir varmış bir yokmuş. Anadolu’nun bağrından doğup efsaneleşen Keloğlan adında bir yiğit varmış. Bizim Keloğlanımız doğruluğun, dürüstlüğün mertliğin simgesi imiş. Yoksul bir hanede doğarmış hep masallarında ancak gönlü zenginmiş. Dünya malına kıymet vermezmiş. Azığını alır,yollara düşer, türlü türlü maceraya atılırmış. Nice padişahların, nice devlerin, haramilerin karşısında pratik zekasıyla güçlüklerin üstesinden gelmeyi başarırmış. Yanık sesiyle bir de türkü söylermiş:

Ben bir garip keloğlanım

Eşeğimin yok palanı

Varım, yoğum doğruluktur

Hiç de sevmem ben yalanı

 

Bir kocakarı anam var

Birkaç tavuk bir de inek

Her gün konar kel kafama

Evsiz kalmış bir kaç sinek

 

Olmam kimseye kul,köle

Halkın kulağı diliyim

Namertlere avuç açmam

Sivri akıllı biriyim

 

Keloğlanım budur özüm

Haram malda yoktur gözüm

Garip hakkını yiyene

Elbet vardır bir çift sözüm

 

Gün gelmiş Keloğlan’ın yolu şaşkın yazarlar ülkesine düşmüş. Devlerin, cadıların, canavarların Keloğlan’a yapamadığını bu kendini bilmez yazarlar yapmış. Kalemlerini delalet mürekkebine batırarak bizim Keloğlan’ımızın yerine ahlaksız karaktere sahip sahte Keloğlanlar sunmuşlar. Keloğlan’ı tanınmaz hale getirmişler.

Ne bulursa ayırmadan okumayı seven bir vatandaş olarak geçen hafta sonu elime geçen Keloğlan hikayelerini okumaya başladım. Okuduğum hikayeler, çocuk kitabı denildiğinde ilk akla gelen ünlü bir yayınevine aitti. Halihazırda ilköğretim 1. ve 2. Sınıf çocukları için değerler eğitimi adına katkı sunmak için hazırlanmış bu kitaplar. Başına “hırsızlık yapmamak”,”yalan söylememek” vs. gibi kazanımlar yazılmış. Buraya kadar her şey güzel.

İlk okuduğum hikayede Keloğlan’ın tembel olması,annesini üzmesi gibi kötü huyları vardı ancak ciddiye almamıştım. Kul kusursuz olmaz elbet. Başarısız bir hikayedir dedim. Fakat 2. hikayeyi okuduğum zaman tüylerim diken diken oldu. Vah Keloğlan vah! Ne yaptılar sana böyle diyerek dertlenmeden edemedim.

Bahsettiğim hikayenin adı Keloğlan ve Kardeşi idi. Keloğlan kardeşiyle beraber çobanlık yapmaktadır. Daha sonra elma koparmak için Keloğlan ağaca tırmanır. Bir de bakar ki keçiler bütün elmaları yiyor. Ağaçtan iner bütün keçileri kovar. Kendilerine emanet edilen sürü dağılır. Kardeşi aman Keloğlan ne yaptın emanete hıyanet ettin derse de Keloğlan’ın umurunda olmaz. Keçilerin sahibine gözükmeden kaçmakta bulurlar çareyi. Bir değirmene uğrarlar. Değirmenci Keloğlan ve kardeşini evinde misafir eder. Sabah erkenden iki kardeş tekrar yola çıkmaya hazırlanırlar. Keloğlan yerde bir değirmen taşı görür. Bu benim annemindi.Burada unutmuş. Dur şu değirmen taşını alayım der. Kardeşi aman Keloğlan ne söylersin. Sana hırsızlık yakışır mı? Yapma, etme der, Keloğlan dinlemez. Değirmen taşını boynuna geçirir ve uzaklaşırlar. En sonunda bir ağaca çıkarlar. Gece haramiler de çaldıkları paralarla gelir, ağacın altında oturup ısınmak için ateş yakarlar. Bu esnada Keloğlan değirmenden çalıp boynuna geçirdiği değirmen taşının ağırlığına daha fazla dayanamaz.Aşağıya doğru bırakıverir. Değirmen taşı,haramilerin kafasına düşer ve korkup kaçarlar. Keloğlan kardeşi ile beraber haramilerden kalan altınları toplayarak annesine götürür. Böylece güya hikaye mutlu sona erer.

Bu mudur şimdi bizim Keloğlan’ımız? Bu mudur bizim değerimiz, değerler eğitimimiz? Emanete hıyanet et, hırsızlık yap her türlü hayasızlığı işle. Eee! Altınlara sahip olunca kahraman olursun. Var mıdır öyle yağma? Bir hikayede bütün gaye altınlara sahip olmak mıdır? Bu hangi zihniyetin ürünüdür bilinmez ancak bu Keloğlan bizim Keloğlanımız değil. O kadarını bilirim.

Çocuklarımız bu hikayeyi okuyunca nasıl bir algı oluşur zihinlerinde bir düşünelim. Keloğlan bile böyle yapıyorsa hırsızlık, emanete hıyanet, tembellik, sorumsuzluk gibi davranışlar kötü değilmiş aslında demezler mi? Yada ikinci bir ihtimal Keloğlan’ın arsız, hırsız bir genç olduğunu düşünüp ondan nefret edecekler. Peki Keloğlan’ı böylesi hikayelere alet edenlerin Nasrettin Hoca’yı aşağılamak için adına müstehcen fıkralar isnat edenlerden ne farkı vardır?

Ailelere ve öğretmenlere acizane tavsiyem şudur. Mümkünse bu masalları önce sizler okuyun, gözden geçirin. Daha sonra çocuklarımız okusun derim. Okuma,yazma öğrensin diyerek eline verdiğiniz eserlerin bazıları utanç kaynağımız olabiliyor. Minikler bunu hiç hak etmiyor. Keloğlanımıza dokunmayın diyerek sözümüzü sonlandıralım.

Facebook Yorumları
Oylarınızı paylaşın!


  • BUYULENMIS
  • MUTLU
  • UZGUN
  • KIZGIN
  • CANI SIKKIN
  • KORKUNC
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Düello - 6 Haziran 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Arif dedi ki:

    Güzel tesbit. Teşekkürler

  2. Arif dedi ki:

    Güzel tesbit

BİR YORUM YAZ