DOLAR 5,4603
EURO 6,1962
ALTIN 229,1
BIST 104.595
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bayburt 5°C
Çok Bulutlu

Eylül Düşünceleri

11.09.2014
A+
A-
Ağustosun  sıcakları  yerini  Eylül  ayının  serin günlerine  devretti.  Artık  sabahları  efil  efil  esen  rüzgarda  sonbaharın  kokusunu  alabiliyoruz.  Çürümeye başlayan  yeşilin kokusu, sabaha  karşı  oluşan  “çiğ” in  nemi  insanı  serinletiyor.
Aslında  Eylül’de bir burukluk, bir hüzün vardır, insanı kuşatan. Eskilerin deyimiyle ağır aydır. İnsanı bunaltır. Eylül ölümleri ani olur.
Eylül bir  başka  türlü  çöktü  yüreğimize.  Yakıcı  yaz  güneşi  ve  kavurucu  Ağustos günleri  hiç olmadı. Bütün yaz ayları Eylüldü.
Filistin, Libya, Suriye ve Irak’taki savaş çığlıklarıyla Eylülde’de kahrolduk.  Her çocuk gibi oyun oynamaya,  okula gitmeye hakkı olan, beyaz kefenlere sarılı çocuk ölüler, parçalanmış vücutlar, hain kahpe sıneperlerin vurduğu cansız bedenler gözümüzün önünden gitmiyor.
Bu  Eylül bir  başka  çöktü  yüreğimize!
Çevremizde savaşa dönüşmeye gebe çatışmaları anlayamıyoruz. Henüz insanlık evrimini tamamlayamamış,  yaşlı genç demeden kimyasal silah kullanan vahşilerle aynı coğrafyada ve aynı gökkube altında yaşamaktan utanıyorum.
Kendi ulusuna, kendi insanına  güvenemeyen onların, kendilerini yönetemeyeceğini düşünen diktatörlerle aynı inançları paylaştığımı düşündükçe çıldırmamak için dua ediyorum.
Nasıl çıldırmasın insan. Birbirlerini boğazlayanların elindeki silahlardan hiç biri kendi yapımları değil. Yedikleri ekmeği kendileri üretecek iradeleri yok. Birileri silah veriyor, ekmek veriyor, para veriyor, birde  inanç adına kafalarına ölümü yerleştirip ölüm makinesine dönüştürüp sokaklara salıyor. Bu nasıl birşeydir?
Niçin ?
Savaşlar, ölümler, açlık, hep burda. Son 150  yıldır bu coğrafya barışa hasret,   özgürlüğe hasret, gülümseyen çocuklara hasret, yeşil tarlalara, dumanı tüten bacalara, insan olmanın, mümin olmanın hazzına hasret.
Lanet  siyah su, bu topraklarda çıktığından beri kara lanet oldu. Toprağımızı insanımızı, inançlarımızı, kardeşliğimizi zehirledi. Özgürlük, hürriyet  çığırtkanlığı yaparak birbirlerini  boğazlıyorlar.
Oysa,  müminler kardeştir ve siz birbirinizi sevmedikçe cennete giremezsin Allahın vaadi varken. Allah adına din adına birbirlerini boğazlıyorlar.  Lanetli bir coğrafya oldu Ortadoğu.
Nasıl biter nasıl çözülür  bilmiyorum. İnsan olarak Müslüman olarak yüreğimiz yanıyor.
Bu süreci yaşayan  pek çok ulus demokrasiyle bu süreçi aştı.   Bu coğrafyanın barışa huzura hasreti demokrasiyle son bulur.
Ortadoğu halklarıda bunu biliyor. Türkiye’ye bakışları, umut bağlamaları, tarihi misyonumuz ve büyük ülke olmamızın yanı  sıra, bir sebebide  bizim demokratik yapımızdır.
Reklam
YORUMLAR
  1. Avatar hasan colak dedi ki:

    Cok guzel olmus emegine saglik gardas

    1. Avatar cahit altay dedi ki:

      beğendiğinize sevindim saolun