nöbetçi eczane türküler barlar bayburt spor puan durumu bayburt üniversitesi bayburt belediyesi bayburt valiliği
DOLAR
7,7630
EURO
9,2190
ALTIN
467,74
BIST
1.330
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bayburt
Çok Bulutlu
5°C
Bayburt
5°C
Çok Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
9°C
Çarşamba Kar Yağışlı
5°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
6°C
Cuma Parçalı Bulutlu
8°C

Gölde Rivayet Mayalayanlar

Bir kaç sene önce, bir yakınım Şeyh Hayran hazretlerinin mezarının başında Fatiha okurken ak sakallı bir dede ona Fatiha okuduğu zatın kim olduğunu bilip bilmediğini sormuş. Arkadaşım bilmediğini söyleyince dede, “Sen nasıl Bayburtlu’sun. Bu mezardaki zat Nasrettin Hoca’nın hocası olur. Nasıl olur da tanımazsın?” diyerek paylamış. Mahçup bir vaziyette hadiseyi bana anlatıp gerçekten Nasrettin Hoca’nın hocası mı diye sordu. O gün yorum yapamadım.

Meseleyi bir büyüğümüz başka bir mecliste gündeme getirmişti. Bayburt’a misafir gelen bir alim, Şeyh Hayran hazretlerinin mezarını görünce heyecanlanmış ve “Bu zat Nasrettin Hoca’nın hocasıdır. Bayburtlular kıymetini bilmiyor.” diye yakınmış.  Merak ettim. Hakkında kitabesinde yazılan Hüseyin Danışmendî künyesinden başka kayıt bulunmayan bir zatın talebesinin Nasrettin Hoca olabileceğini nerden biliyordu bu insanlar? Cevaplayalım. Nasrettin Hoca’nın hocasının adı Seyyid Mahmut Hayranî’dir. Lakaplarında benzerlik vardır sadece. Seyyid Mahmut Hayrani’nin yeri, yurdu, türbesi, tarihsel kişiliği gün gibi aşikardır oysa.

Son zamanlarda memleketimizin taşından, toprağından sahabe mezarı fışkırır oldu. Kimler yok ki Bayburt’a uğramayan? Cemel Vakası’nda şehit olan Zübeyr bin Avvam’dan(ra.) Mute’de şehit olan Cafer-i Tayyar hazretlerine (ra) kadar olmadık isimler zikrediliyor. Basit ansiklopedik bilgilere başvurularak çözülebilecek mevzular bunlar. Allame olmaya bile gerek yok..

Sahi, bir de Muhammed bin Hanefiyye’nin mezarı vardı Bayburt’ta değil mi? Kimdir bu zat? Muhammed bin Hanefiyye hazretleri, Hz. Ali Keremullah-ı vechin Havle binti Cafer el-Hanefiyye adındaki hanımından doğan evladıdır. Mekke’de halifelik iddiasında bulunan Abdullah bin Zübeyir ve Kerbela’da ehlibeyte yapılan zulmün intikamını almak iddiasında bulunan Muhtar, Muhammed bin Hanefiyye’yi siyasi çıkarlarına alet etmek isterler. Her ikisi de mücadelelerinde onu kendi tarafında çekerek kuvvet bulmak arzusundadır. Oysa Muhammed bin Hanefiyye susmayı, politikadan mümkün mertebe uzak kalmayı, mütevazı bir yaşamı tercih edecektir. Rızası olmadan ismini politikaya karıştıranlara prim vermeyecektir. Emevi halifesi olan Abdülmelik bin Mervan, elinden geldiğince Muhammed bin Hanefiyye’yi himaye eder. Muhammed bin Hanefiyye, Medine’ye yerleşerek ömrünün sonuna dek ilimle, irfanla meşgul olur. Mezarı Mekke’dedir.

Buraya kadar bahsettiğimiz hususlar Muhammed bin Hanefiyye’nin gerçek kişiliğidir. Bir de cenknamelerde bahsedilen Muhammed bin Hanefiyye profili vardır. 12 yaşlarındayken Anadolu’ya kadar gelip küffarla cenk eder. Tek başına çölde binlerce kafiri yok eder. Kaldı ki bu ancak destanlarda mümkün olur. Elbette Hakk dostlarına İlahi yardımların yetiştiği özel durumlar vardır. Ancak en yetenekli savaşçının bile çölde silahlı bin kişiye galip gelme ihtimali yok. Kılıçla on kişiyi bertaraf edecek olsan bile on tane ensenden beş tane sağından, solundan, çaprazından kılıç ve mızraklar uzanır. Seni çembere alarak hareket kabiliyetini kısıtlar. Teslim olmaktan başka ihtimalin kalmaz. Destanlarda olağanüstü hadiselerin yaşanması normal ama destanlardan esinlenerek Muhammed bin Hanefiyye türbesinin Bayburt’ta olduğunu iddia etmek sağlıklı bir zihnin ürünü değildir.

Cenknamelerin tarih vesikası değil edebi bir ürün olarak kabul edilmesi gerekir. Cenknameler, milli ve manevi duyguları aşılamak için toplum tarafından kurgulanan kültürel mirasımızdır. Halk, Muhammed bin Hanefiyye’yi sevdiği için destanlaştırmıştır. Destanlardaki kahramanlar tarihi kişilikleriyle çoğu zaman örtüşmez. Mesela Ahmedi’nin İskendername adlı eserini okuduğunuzda İskender’in doğulu, Müslüman bir padişah olduğunu düşünürsünüz. Aristo’nun öğrencisi olan Makedonya’daki İskender ile alakası yoktur. Ya da Danışmendname’den bahsedelim. Abdülvehhab Gazi’nin Sivas‘ta şehit oluşundan sonra Müslümanlar başsız kalır. Resulullah Efendimiz (sav) Anadolu’daki Müslüman halka rüyada görünmüş ve Battal Gazi’nin neslinden olan çocuk yaştaki Danışmend Gazi’yi kendilerine lider olarak seçmelerini tavsiye etmiştir. Oysa tarihi kayıtlardaki Danışmend Gazi böyle midir? Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya gelmiş ve 1081’de Danışmentli Beyliği’ni kurmuştur. Çocuk yaşta da değildir. Eğer destanı tarih vesikası diye okursak çokça yanılgıya düşeriz.

Destanlardan, mitlerden beslenen ve tarihçi olduğunu iddia eden bazı kişiler var şehrimizde. Bu ehliyetsiz kişiler bildiklerini kendi hafızasında yaşatsa bizi alâkadar etmez. Ancak bunlar yönetici zümreyi etkileyerek maddi külfetli yatırımlar yaptırıyorlar. Her türbeye uyduruk tabelalar asıyorlar. Devletin haberi olmadan rastgele çivi bile çakılmasının yasak olması gerekirken Kültür ve Turizm Müdürlüğü ne iş yapar? Neden bu manevi ve kültürel mirasımızı sahiplenmez, keyfiyetten her önüne gelenin tabela uydurmasına göz yumarlar? Hele bazı kendini bilmezler tarafından yerleştirilen Sadrüşşeria hazretlerinin kabr-i şerifindeki rektör ibaresi tam bir skandal. ‘Rektör’ kelimesi yöneten demek olsa da Avrupa’da Skolastik düzenin hüküm sürdüğü zaman diliminde hrıstiyan din adamlarının taşıdığı bir ünvandır. Bu yazıyı kim ne cüretle bu mezara yazmıştır?

Netice olarak, işkembeden rivayet uydurmaya ihtiyacımız yok. Abdurrahim Şerif Beygu, 1927’de Bayburt’a uğrayarak ilimizde mevcut bulunan bütün kitabeleri okumuş ve 1936 tarihinde yayınlanan Erzurum Tarihi kitabında bizlere aktarmış. Bu kitapta şu anda şehrimizde ismi hatırlanmayan zatlara ait kitabelerden de bahsediyor. Mesela İmaret Tepesi’nde bulunan Şeyh Necmeddin’in mezarının yanında Veysel Hemedanî’nin oğlu Ali Çelebi’nin mezarının bulunduğunu ifade ediyor.

Tabi ki Ali Çelebi’nin popülaritesi olmadığından bizim sözde tarihçilerin ilgi alanına girmiyor. Şu mezara da en iyisi bir sahabe hikayesi biz uyduralım. Mesela Bilal-i Habeşi hz. Bayburt’ta şehit olsun. Memlekete turist gelsin. Gölde rivayet mayalayalım. Ya tutarsa?..

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
  1. Avatar Önder Eryılmaz dedi ki:

    Cafer Bey, yorumunuz için teşekkür ediyorum. Nasreddin Hoca’nın hocası olan Seyyid Mahmud Hayranî, Akşehir’de meftun. Bilinen bir tarihi şahsiyet. http://konya.com.tr/portfolio-item/seyyid-mahmud-hayrani-turbesi/
    Bayburt’taki Şeyh Hayran hz. ise Mahmut Hayranî’den yüzyıl önce Anadolu’ya gelen erenlerden olmalı. Hakkında ne yazık ki Hüseyin Danışmendî künyesinin verdiği ipucu dışında kayıt yok.

  2. Avatar Cafer Yıldız dedi ki:

    Bayburt’ta rivayet mayalayan varsa o zaman Nasrettin hocanın hocası Bayburtlu demek ki