nöbetçi eczanetürkülerbarlarbayburt sporpuan durumubayburt üniversitesibayburt belediyesibayburt valiliği
DOLAR
8,7364
EURO
10,3929
ALTIN
500,41
BIST
1.397
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bayburt
Çok Bulutlu
32°C
Bayburt
32°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
33°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C
Cuma Çok Bulutlu
31°C
Cumartesi Gök Gürültülü
31°C

Bayburt’un Yitik Şiir Sandığı

Zihni, İrşadi, Celali, Hicrani…. Bayburtlular için yeri doldurulamayacak olan mücevherlerdir her birisi. Saydığım isimlerden sonra da Ağlar Baba, Süleyman Ruhi, Burhani, Hilmi Baba gibi şairler zikredilir.

Bayburtlu şairlerden bahseden antoloji kitaplarında üç aşağı beş yukarı hep aynı isimlere yer verilmiştir. Peki Bayburt’tan bu isimlerden başka hiç şair çıkmamış mıdır diye kendi kendime sormadan edemedim. Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım ismi hiç zikredilmeyen Bayburtlu şairlerimizden bahsetmek ve bundan sonrası için antoloji çalışması yapacak olan araştırmacılara ışık tutmaktır.

Bayburtlu şair olarak bildiğimiz eserleri günümüze ulaşabilmiş olan en eski şairimiz Muhammed Emani Beğ’dir. Emani Beğ, 1. Şah Abbas’ın emiridir. Bayburt doğumlu olsa da daha ziyade Herat civarında yaşamıştır. Divanı Fatih Erbay tarafından, manzum hikayeleri de Mehmet Turgut Berbercan tarafından yayınlanmıştır. Emani’nin divanından bir şiir aktaralım.
Canan gamı kim bu dil-i nalana ulaşmış
Nisbet erür ol gence kim virane ulaşmış
Şeyday-ı gönül birle gamın demek olur kim
Bir tıfl varıp arif-i irfana ulaşmış
Bezmide men-i zarı görenler dediler kim
Derviş acep vaz ile sultana ulaşmış.
Can verdiğimi tavfıda görgeç dedi ol şuh
Pervane meğer şem-i şebistana ulaşmış
Yüz şükr ki aşıklar ara söylenecekdir
Ol zar verip canını canana ulaşmış
Şeydalığı tagyir edemez hergiz Emani
Ol şive varıp çün gönül ü cana ulaşmış
Bayburtlu Zihni’den önceki dönemlerde ilimizde yaşayan ve eser bırakan bilmediğimiz şairlerin keşf edilmeyi beklediğini düşünüyorum. Günümüze ulaşan Bayburtlu bir şaire ait çok eski tarihli bir cönk ya da defter mevcut değildir. Edebi bir eser olmasa da yararlanabileceğimiz bir tane kaynak var şu an için. 3. Murat döneminde yaşayan Bayburtlu Osman’a ait Tevarih-i Cedid-i Mirat-ı Cihan adlı kitap. Bu eser dokuz bölümden oluşmaktadır. Hüseyin Nihal Atsız çoğu bölümünün yırtılmış olduğu kopyasına bir kitapçıda rastlamış. Sadece 40 sayfalık tarih bölümünün çevirisini yapmıştır. Bayburtlu Osman kitabında tarihi olayları birbirine karıştırmış, baştan sona hatalı bilgiler aktarmıştır. O yüzden bir tarih vesikası olarak başarılı olmasa da 16. yüzyılda yazılmış olan bu eserin Kutlu Bey, Ferahşad Bey gibi Bayburtlu emirlerden bahsetmesi açısından kıymetlidir.
Bu kitapta üç tane şiir bulunmaktadır. Birincisi Ferahşad Bey’in Ferruhi mahlasıyla yazdığı Naat-ı Şerif’tir. İkincisi, Celal Çelebi adında bir şairin muamma türünde yazdığı şiirine Bayburt’ta yaşayan Ahmed Çelebi adında bir şairin cevaben yazmış olduğu ‘Cevab-ı Ahmed Çelebi’dir.
Üçüncüsü olarak müellif; “Bayburt’ta merhum Yusuf Çelebi ki ulemadan idi, onun şi’r-i cânfezalarımdandur, kitâbıma derc ettim” diyerek kim olduğunu bilmediğimiz Bayburtlu bir şairin şiirini aktarmaktadır. Şairin ulemadan dediği ve merhum olarak yad ettiği Yusuf Çelebi’nin şiirinde Hüzni mahlasını kullandığı görülüyor. Demek ki 16. yüzyılda veya daha öncesinde Bayburt’ta Hüzni adında unutulmuş bir şairimiz de varmış. Bayburtlu Osman onun şiirlerini gönüle ferahlık veren, cana can katan şiirler olarak yorumluyor. Ahmed Çelebi’ye ait olan yukarıda bahsettiğim şiir hem çok uzun hem dili ağır olduğundan dolayı yerine diğer iki şiiri aktarmak istiyorum.
Naat-ı Şerif – Ferruhi (Ferahşad Bey)
Gülşen-i ruhsarunun hoş nevbahârı çağıdur.
Kim görürse aks-i ruhun aklın anın tağıdur.
Akl u fehm ü sabr-i dilni nice yığam bir yere?
Gözlerün, kirpiklerün cânâ amânsız tağıdur.
Hatırı rencide olmuş bu kadar sözden ki, men
Demişem nâzük vücûdun taze gül yaprağıdur.
Bilmezem reng-i hayâli mi görünen yahud ol,
Aşıkun kanına batmış dilberün barmağıdıır.
Ferruhi kimdür kapumda ‘aşık-i sâdık dedi
Dedi Ey Sultan-ı alem ayağın toprağıdır.
Hüzni (Yusuf Çelebi)
Acîz’, müte’acciz kul çün ehli cahim oldı,
Ben acizün enduhı derda ki delim oldı.
Ben acze giriftâram, hiç kudrete yok çarem,
Bağrımdaki bu yaram Yarab ne elim oldı.
Nefs uyalı Şeytana düşdüm nice ‘isyana,
Nefsâni hava câna vâveyli zahim oldı
Her derdime dermanım senden ola sultanım,
Nedem ki tenüm canım ma’lûl u şakim oldı
Hüzni kuluna matlab eltafun olur agleb;
Lutfun sıfatı Yarab çün Rabb-i Rahim oldı
Bayburt’ta ismi daha önce hiç duyulmamış olan öyle bir şairimiz var ki muhteşem bir kalemi var. 19. yüzyılda yaşayan bu şairimizin adı Bayburtlu Şevket Bilali’dir. Kaynaklarda hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal’ın şahsi kütüphanesinde mevcut bulunan bir divanı vardır. Şükran Temur adındaki bir araştırmacının “19. Yüzyılda Bilinmeyen Bir Eser: Bayburtlu Şevket Bilâlî Divânı” adındaki makalesinde bu divandaki şiirlerinden yararlanarak Şevket Bilali’nin hayatı hakkında bilgiler aktarıyor.
Makalede verilen bilgilere göre Bayburtlu şairimiz şiirlerini kaleme aldığı tarihte yüzbaşı rütbesinde olan bir komutandır. Telgrafhanede görev yapan şair, şiirlerinde Şevket mahlasını kullanmaktadır. Tasavvuf ehli bir divan şairidir. Nakşibendi tarikatının Halidiye koluna mensup olup Malatyalı Şeyh Hasan Visali Efendi isminde bir mürşide intisaplıdır. Şevket Bilali’ye ait bir şiirle yazımızı sonlandıralım.
Bu sırra irmedi aklım beni nâlân iden kimdir
Yakup bu sîne-i çâki cânım sûzân iden kimdir
İden kimdir yapan kimdir sualine cevâb bildir
Kapusunda nice yıldır beni mihmân iden kimdir
Gehi minnetlere atup gehi topraklara katup
Gehi zarâr idüp satup soyup uryân iden kimdir
Türâb oldum türâbından harâb oldum harâbından
Yakup bendim firâkından beni biryân iden kimdir
Garîb serseri mestâne soyunup hırkadan uryân
Tağ u sahrâları seyrân beni devrân iden kimdir
Gönül ağlar visâlînden yanup gitti hayâlinden
Görem dir gel cemâlinden beni mestân iden kimdir
Sual itsem sana ey dil seni virân iden kimdir
Yeter ağladığım güldür beni giryân iden kimdir
Firâkından yakup gittin garîb bülbül gibi ötdün
Gül-i gülzârını n’itdün seni hayrân iden kimdir
Saçı sünbül gözi ahû yanup ağlar gönül ya hû
Yine Şevket ider âhı beni hicrân iden kimdir
Ferruhi, Hüzni, Şevket Bilali… Kimbilir tozlu raflarda keşfedilmeyi bekleyen daha nice cevherlerimiz vardır…
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.