DOLAR 5,7449
EURO 6,3467
ALTIN 270,9
BIST 105.380
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bayburt 12°C
Az Bulutlu

Isırıklı yasa, Anayasa

17.01.2017
A+
A-

Ayrıca 15 Temmuz’da hainler emellerine ulaşabilmiş olsalardı, yine ve yeni bir askeri anayasa zaten gelecekti.

Gündem anayasa…

Yeni anayasa çalışmaları, ilk ikisinin tarafgirliği yüksek, aklıselimden uzak, nicelik olarak muteber, nitelik olarak biçare, sonuncusunun ise daha itidalli olduğu 3 zümre arasında uzayıp gidiyor.

  1. İtirazcılar…

Grubun en karakteristik özelliği, Sayın ”Erdoğan ne yaparsa yanlıştır” tutumunu içselleştirmiş olmasıdır. Bahis konusu grup, tüm çalışmaları kişiler üzerinden yürütüp sabote etmeyi, ulaşılmaz bir erdem zannediyor. Sırf, mevcut hükumet yapıyor diye sivil bir anayasa çalışmaları karşısında yer alıp, 1982 Anayasası saflarına geçiyor. Dini, siyasetin yanından dahi geçirmeyen bu zümre, askerin siyasete bu kadar müdahil olmasına hiç ses çıkarmıyor. Hiç şüphem yok ki, bugün AK Parti, 1982 Anayasasına sahip çıkan bir tutum sergilemiş olsaydı, itirazcılar tüm gücünü 1982 Anayasasını değiştirmek için harcardı. Neyse daha fazla bir şey demeyeyim çünkü bu zümre kendisi gibi düşünmeyeni ya gerici ya da diktatör ilan ediyor.

  1. Savunmacılar…

Bu grubun en karakteristik özelliği ise, hükumetin faaliyetlerine iyi yönde de kötü yönde de hiçbir eleştiriyi kabul etmemesidir. Kötü eleştiriyi anlıyoruz da iyi eleştiriyi nasıl kabul etmiyorlar diye bir soru aklınıza geliyorsa, ben bu sorunun cevabını  ”AK Parti düşünemedi de sen mi düşündün” olarak buldum. Savunmacılar, en büyük sıkıntıları yeni anayasa kabul edilirse yaşatacak. Bugünkü statükocular ile sürekli savaş veren bu grup, korkarım ki yarın getirilen düzenin en büyük statükocularından olacak. Bugün karşı çıkanlar hangi taassupla karşı çıkıyorsa bunu destekleyenlerde yarın eminim ki, yeni bir çalışmaya aynı tarafgirlik ile karşı çıkacaklar. Bu gruba da daha bir şey demeyeyim yoksa din düşmanı olmam içten bile olmayacaktır.

  1. Üreticiler…

Tanımlamamda üreticiler, devletin, milletin ve dinin menfaatlerine olacağına inandıklarını, tüm çabalarına yansıtan zümredir. Belki bazen isabet ederler, belki bazen ıskalarlar, belki bazen de eksik yaparlar ama ülkenin çıkmazlarına çözüm üretmeye çalışırlar. Tarafları devletin ve milletin yanıdır. Devletinin menfaatlerini ve toplumun refahını siyasi partilerin üzerinde görürler. Ayakları yere basar, fikir üretirler.

Psikolojik, ideolojik, sosyolojik, teolojik vb. insana dair ne …jik varsa hepsi bu anayasa tartışmaların sebebidir. Kiminin derdi yaşam tarzının elinden gideceği korkusu, kiminin makamından uzaklaşma telaşı, kiminin ki din haline getirdiği ideolojisi…

Çözümsüzlüğün ya da tartışmaların saiki ise, aradaki güven duygusunun yitirilmiş ya da hiç tahsis edilmemiş olmasıdır.

Bir kere şunun farkında olalım. Mevcut anayasa elbet bir gün değişecekti. Değişmeliydi de. Hayat dinamizmi içinde duruk insan kuralları yaşamın tabiatına aykırıdır. Çok çok uzun zamandır içinde bulunduğumuz, askerin kanunları ile kışlaya dönen ortam da cabası.  Ayrıca 15 Temmuz’da hainler emellerine ulaşabilmiş olsalardı, yine ve yeni bir askeri anayasa zaten gelecekti. Tıpkı askeri darbe sonrası gelen 1961 Anayasasının yerine, yine bir askeri darbeyle gelen 1982 Anayasası gibi.

Anayasalar hazırlanırken anayasa felsefesi oluşturulup, önce ”ne için anayasa” sorusunun cevabı aranmalıdır. Sonra ise ”nasıl bir anayasa” sorusuna muhatap olunmalıdır.

Yeni anayasa,

Dimağlarda amaç haline getirilip tapılmayan, topluma nizam vermek için toplum lehine şekillenen bir araç olmalıdır.

İnsanı ve hürriyetleri merkeze almalıdır.

Kohlberg’in ahlak kuramında ki kanun ve düzen eğiliminin(1982 Anayasası) üzerindeki basamaklara (sosyal sözleşme eğilimi ve evrensel ahlak ilkeleri eğilimi) geçmelidir.

Yunan demokrasisiyle değil Müslüman meşveretiyle istikamet bulmalıdır.

Değiştirilmeye ve geliştirilmeye açık bir ruh taşımalıdır.

Yeni anayasa çalışmalarını, lanse edildiği gibi milletin seçimi diye değil, selam yurduna giden tedrici bir basamak olarak gördüğüm için destekliyorum…

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.