Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bayburt Tarih-Kültür ve Edebiyat Derneği (BAYDER) tarafından geleneksel olarak düzenlenen Kültür Sohbetleri, bu hafta Bayburt’ta yetişen bitkilerin gelekneksel kullanımı anlatıldı.
Bayburt Portalı – Programda, “Bayburt’un bitki çeşitliliği ve geleneksel kullanımı” başlığı altında şehrin zengin florası ve bu floranın asırlık kulaktan kulağa aktarılan reçeteleri masaya yatırıldı.
Başarılı saha çalışmalarıyla tanınan Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Sefalı, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirdiği ve 30 köyü kapsayan projesinin verilerini katılımcılarla paylaştı. Doç. Dr. Sefalı, nesilden nesile aktarılan bu yerel kültürün dijital bir arşive dönüştürülmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
“Soğanlı Dağları Canlılar İçin Bir Özelleşme Alanı”
Bayburt coğrafyasının kuzeyden Soğanlı Dağları, güneydoğudan ise Kop Dağı silsilesiyle izole olmuş bir “çanak” görünümünde olduğunu belirten Sefalı, bu izolasyonun alana özgü endemik bitkilerin yetişmesine zemin hazırladığını söyledi. Özellikle Soğanlı Dağları’nın güney ve kuzey yamaçları arasındaki ekolojik farklara değinen Sefalı, şu ifadeleri kullandı:
“Geçiş bölgelerini canlılar çok seviyor ve oraya özelleşiyorlar. Kaçkarlar’ı başlatacak olan bu dağ silsilesi, mikroskop altında incelediğimizde tüyünden tohumundaki işlemelere kadar büyüleyici bir çeşitlilik sunuyor. Biz bu minicik bitkileri inceleyerek bilim dünyasına yeni türler tanımlıyoruz.”
Sefalı ayrıca yüksek yaylalardaki taşların üzerinde renk renk likenlerin bulunmasının, o bölgenin havasının kükürt açısından ne kadar temiz ve kaliteli olduğunun en net kanıtı olduğunu belirtti.
Unutulmaya Yüz Tutan Geleneksel Reçeteler ve Yerel İsimler
Köy köy gezerek yaşlı çınarlardan topladığı bilgileri aktaran Doç. Dr. Abdurrahman Sefalı, modern neslin bu bilgilere mesafeli durmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Sunumda, Bayburt halkının bitkileri gıda, tıbbi ve dekoratif amaçlarla nasıl kullandığına dair çarpıcı örnekler verildi:
Doğal Şifa Kaynakları: Isırgan Tohumundan Ekşi Elma Turşusuna
Doç. Dr. Sefalı, ısırgan otu tohumunun eski çobanlar tarafından balla karıştırılarak ya da çay olarak tüketildiğini; Saruhan köyündeki bir yaşlının kendisine “Aspirin alacağına ısırgan otuna ya da arıya kendini ısırt, onun zehri şifadır” dediğini aktardı.
Kalp ve damar sağlığı için köylerde yaygın olarak alıç sirkesi ve alıç odunundan yapılan ağaç çayı tüketildiğini belirten Sefalı; kan şekerine iyi geldiği bilinen eşkın (ışkın), tansiyona iyi gelen dağ armudu ve hazmı kolaylaştıran ekşi elma turşusu gibi doğal meyvelerin de bölge kültüründe geniş yer tuttuğunu ifade etti. Ancak Sefalı, bitkilerin bilinçsiz kullanımının zehirlenmelere veya ani tansiyon/şeker değişimlerine yol açabileceği konusunda dinleyicileri uyararak mutlaka uzman kontrolünde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kültürel ve Dekoratif Kullanımlar: Kurt Boncuğu ve Nazarlıklar
Bitkilerin sadece sağlık ve gıda için değil, günlük yaşam ritüellerinde de kullanıldığını belirten Sefalı, şu önemli bilgileri de aktardı:
Doç. Dr. Abdurrahman Sefalı, sunumunun sonunda projenin gerçekleşmesinde emekleri olan Nurcan Demircan Aksan ve Betül Gıdık hocaya, saha çalışmalarında kapı kapı gezerek kendilerine rehberlik eden Türkçe Öğretmeni Ömer Batmaz’a ve bilgilerini cömertçe paylaşan Bayburt köy halkına teşekkürlerini iletti.
BAYDER Başkanı Fatih Dündar, sunumları için Abdurrahman Sefalı’ya teşekkür ederek günün anısına bir teşekkür belgesi takdim etti.
Program; şiir sunumları, İmdat Sancar, Necip Yıldızoğlu, Uğur Dündar, Yusuf Torun, Yunus Emre Ayçiçek ve Serdar Eslek’in sahne performansları ve BAYDER klasiği koro türkülerle sona erdi.